|
İMAM’A UYMANIN SONLANMASI |
1. İMAMA UYMA NE ZAMAN
BİTER?
A. İMAMIN NAMAZDAN
ÇiKMASI
İmam namazından çıktığı
zaman imama uyma sona erer.
İmam, abdestini bozmak
vb. bir yolla namazdan çıktığında imama uyma sona erer, çünkü arada bağlantı
kalmamıştır. Bu durumda kişi [şayet daha önce namazında sehiv secdesini
gerektirecek bir hata yapmışsa] kendi yaptığı hata için sehiv secdesi yapar.
Bundan sonra o başka bir imama uyabileceği gibi başka birisi de ona uyabilir.
B. İMAMA UYAN KİŞİNİN
UYMAYI BIRAKMASI
İmam namazdan çıkmadığı
halde imama uyan kişi imama uymayı keserse bu da caizdir.
[Zayıf] bir görüşe göre
cemaati terk etmeyi mübah kılan bir özür bulunmadığı sürece bu caiz değildir.
İmamın namazı uzun kıldırması veya teşehhüd gibi müstakil bir sünneti terk
etmesi bir özürdür.
[İmama uyan kişinin
imama uymayı bırakması [cemaatten çıkması] caiz midir? Bu konuda mezhep içinde
iki görüş vardır]
[Birinci görüş]:
[a] - [Bir özür
olmaksızın imama uymayı terk etmek]
İmam namazdan çıkmadığı
halde imama uyan kişi, -herhangi bir özür olmasa bile- imama uymayı niyetle
terk edebilir. Bunu yapması caiz olmakla birlikte mekruhtur; çünkü [bir görüşe
göre] farz olan, [başka bir görüşe göre] müekked sünnet olan cemaati terk
etmiştir.
[b] - [Bir özür
sebebiyle imama uymayı terk etmek]
Bir özür sebebiyle imama
uymayı bırakırsa mekruhluk söz konusu olmaz.
Her iki durumda da
[özürlü veya özürsüz imamı bırakma durumlarında] namaz sahihtir. Şöyle ki;
[a] - Cemaatle namaz
kılmanın sünnet olduğu görüşünü esas alırsak -hac ve umre dışında- başlanmış
bir sünneti tamamlamak gerekmez.
[b] - Mezhepte doğru
kabul edilen "cemaatle namaz kılmanın farz-ı kifaye olduğu" görüşünü
esas alırsak -cihad, cenaze namazı, hac ve umre dışında- yine kişi farz-ı
kifayeyi başladıktan sonra terk edebilir.
Ayrıca -ileride geleceği
üzere- Nebi (s.a.v.) Zatürrika'da korku namazı kıldınrken ordunun birinci grubu
namazı terk etmiştir.
[*] -Buhari ve Müslim'de
şöyle bir hadis bulunmaktadır: Muaz, arkadaşlarına yatsı namazını uzunca
kıldırdı. Bir adam ayrıldı. Daha sonra Nebi (s.a.v.)'e gelerek durumu ona
anlattı. Nebi (s.a.v.) Muaz'ın yaptığına öfkelendi ve tepki gösterdi. Adama ise
bir tepki göstermediği gibi namazı tekrar kılmaslnı da emretmedi. (Buhari,
Ezan, 701; Müslim, Salat, 1040)
Nevevi şöyle demiştir:
Bu olayı delilolarak göstermeleri zayıftır; çünkü hadiste adamın Muaz'la namaz
kılmayı terk ederek namazı tek başına tamamladığına dair bir bilgi yoktur.
Hatta bir rivayette adamın selam verdiği ve daha sonra namazı baştan kıldığı
bildirilmektedir. Bu hadis, bir özür sebebiyle namazın bozulabileceğine delil
olmaktadır.
Nevevi'ye şöyle cevap
verilmiştir: Söz konusu rivayet. şaz bir rivayet olup bunu Süfyan'dan yalnızca
Muhammed b. Ubade rivayet etmiştir. Süfyan'ın öğrencilerinin çoğu böyle bir
rivayetten bahsetmemişlerdir.
Bu rivayetin şaz
olmadığını varsaysak bile rivayet bu haliyle de iddia edilen şeye
delilolmaktadır; çünkü namazın bozulabileceğine delil oluyorsa namazın
niteliğinin bozulacağına haydi haydi delilolur.
Bu olayın hangi namazda
gerçekleştiği konusunda farklı rivayetler vardır:
[1] - Ebu Davud ve
Nesai'de yer alan bir rivayete göre bu akşam namazında olmuştur.
[2] - Buhari ve Müslim
ve diğer kitaplarda yer alan rivayete göre Muaz namaza başlayıp Fatiha'dan
sonra bakara suresini okumaya başlamıştır.
[3] - Ahmed b. Hanbel'in
rivayetine göre olay yatsı namazında gerçekleşmiş, Muaz da Kamer suresini
okumuştur.
Nevevi el-Mecmu'da şöyle
demiştir: Bu rivayetler şu şekilde birleştirilebilir:
1) Bu rivayetler iki
farklı şahıs hakkında söz konusu olan iki farklı olaydan bahsetmektedir.
2) [Şayet her ikisi de
Muaz hakkında ise, her iki olay da] aynı gecede gerçekleşmiş olabilir. Çünkü
Muaz, Nebi (s.a.v.}'in yasağından sonra bunu tekrarlamış olamaz. Muaz'ın bu
yasağı unutmuş olması da uzak bir ihtimaldir.
Kimileri de bu
rivayetleri "Muaz bir rekatta Bakara suresini, diğer rekatta Kamer
suresini okumuştu" diyerek birleştirmiştir.
[ikinci görüş]:
Şafii'nin eski görüşüne göre bir özür olmaksızın kişinin cemaatten ayrılması
caiz değildir. Çünkü [imama uymaya niyet ettiği anda] bütün namaz boyunca imama
uymayı üstlenmiştir. Cemaatten ayrılması ameli iptal etme anlamına gelir. Oysa
Allah (celle celalühü) "amellerinizi iptal etmeyin" [Muhammed, 33]
buyurmuştur. Bir özür olmadıkça kişi cemaati terk ettiğinde namazı bozulur.
İmam Cüveyni özrün
ölçüsünü "başlangıçta cemaati terk etmeyi mübah kılan bir özür"
şeklinde belirtmiş ve "bu konuda itibar edilen ölçülerin doğruya en yakın
olanı budur" demiştir.
Nevevi'nin zikrettiği şu
hususları da bu özür kapsamına dahil etmişlerdir:
1) İmamın namazı
uzatması: İmam namazı uzattığında imama uyan kişi bünyesindeki zayıflık veya
meşguliyeti sebebiyle buna dayanamıyorsa cemaatten ayrılabilir.
[*] - Çünkü Buhari ve
Müslim'de Muaz'la ilgili olayda adam şöyle demiştir: Ey Allah'ın Resulü! Bizler
su çeken develerle uğraşan kimseleriz, kendi ellerimizle iş yapıyoruz. Muaz
bize namaz kıldınrken Bakara suresini okumaya kalktı, ben de cemaatten
ayrılarak kendi başıma kıldım.
2) İmamın ilk teşehhüd,
kunut vb. gibi müstakil bir sünneti terk etmesi: Bu durumda kişi bu sünneti
yerine getirmek için imama uymayı terk edebilir.
Not: Cuma namazının ilk rekatında cemaate uymaya
son verilemez; çünkü -daha soma geleceği üzere- Cuma namazının ilk re katında
cemaat şarttır. İkinci rekatında ise şart değildir. İkinci rekatta çıkabilir.
El-Kifaye'de ise buna muhalif görüş belirtilerek bunun caiz olmadığı
söylenmiştir. Kişi cemaatten ayrıldığında cemaat kalmayacaksa ve "cemaat
farzı kifayedir" görüşünü kabul etmişsek bazı son dönem alimlerinin dediği
üzere cemaatten çıkmamak uygun olur. Çünkü farz-ı kifaye bir şahısla sınırlı
olduğunda onun açısından farz-ı ayna dönüşür. İmama uyan kişi imamın namazı
bozacak bir şeyle iştigal ettiğini görse, imamın bundan haberi olmasa bile
imamı terk etmesi farz olur. Örneğin imamın elbisesinde, din ce mazur
görülmeyecek bir necaset olduğunu görse veya mestinin yırtıldığın! görse imama
uymayı bırakması gerekir.
BİR SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNK’E TIKLAYIN
2. TEK BAŞINA NAMAZA BAŞLAYAN BİRİNİN BAŞKASINA UYMASI